“Bir Memleketi Sevmek” adlı yazı dizimize “Ağzımızdaki Sözcükler” yazı dizimiz ile biraz ara vermiş olsak da bizdeki memleket sevdası bitmeyeceği için kaldığımız yerden devam etmek için en güzel vesile olan “Ramazan ve Bayram”ı yaz dedi kalem. Kalemin ucuna neler geldi neler?
Kalemin ucuna ilk olarak; ilk orucu döğme pilavı ve patetes sulusu ile açma geleneği geldi. Bir rivayete göre o döğme pilavı kursakta durur ve orucun son gününe kadar tok tutarmış. İnsana açlık değdirmezmiş.
Sonra ramazanın son haftasına yaklaşıldığında her evde olan “kıvrım bağlama, takalak yuvalama, kömbe pişirme, dolma doldurma” telaşı geldi kalemin ucuna. İmece usulü yapılan ve bayram sofralarını şenlendirip damakları çatlatan o eşsiz lezzetlerin tadını ne veriyor diye hep düşünmüşümdür. Aynı ölçüde aynı tarifle bayram dışında yapıldığında o tat olmuyor. Babaların, çoğunlukla beyaz gömlek ve kumaş pantolonlarını giyip güzel kokularını sürünüp camilere bayram namazı için koşmasının ardından fırından alınan taze ekmekle üzerlerinde bayram namazının neşesinive muhabbetini taşıyarak takalaklı bayram sofrasına horantası ile oturması mı lezzetleniyor dersiniz. Ya da konu komşu ile muhabbet eşliğinde yapıldığı için mi lezzetleniyordur?
Bayram hangi mevsime gelirse gelsin insanın içinde çiçekler açtırarak bahar esintisi hissi veriyor değil mi? Bayramlarda diriliş neşvesi var baharlarda olduğu gibi. Bu sene bayramın bahara gelmesi çifte bayram havası estirecek. İçinde bayram çoskusunu yaşayan herkes evden eve, kapıdan kapıya muhabbet ve huzur taşıyacaklar. Çocuklar baharda açan meyve ağaçlarının çiçekleri gibi rengarenk süslenecek, sadece çocuklar değil büyük küçük herkes bahar dalları gibi cıvıl cıvıl olmak için evvelki yazılarımızda andığımız konfeksiyonların, kunduracıların yolunu tutacak. İlçemizdeki neredeyse tüm berberlerin ustası olan Berber Adem abi başta olmak üzere tüm berberler bayram tıraşı yoğunluğu ile nabzını tutacak ilçemizin. Terziler bayramlıkları onarma telaşı ile dolacak, Güçlü abi durakta en yoğun mesaisini yapacak.Dolmuşlar dolup taşacak, yollar bayram var diye kısalacak. Mezarlıklar da nasibini alacak bayram neşesinden. Kezban Hatun ve Arıoba camisinden Bayram Namazı’ndan dağılan huzurlu kalabalık ilçemizin tam orta yerinde her seferinde “Her canlı ölümü tadacak ve sonunda dönüp huzurumuza geleceksiniz.” ayetini hatırlatan mezarlığa akın edecekler. Mezardakiler sabahın nurlu saatlerinde akın eden bu kalabalıktan, ardı ardına gelen “Yasin, Fatiha, İhlas” surelerinden anlayacaklar bayramın geldiğini ve diyecekler “BUGÜN BAYRAM!”
Dükkânlardan alınan şekerler ile ilçemizin tabiri ile “şekerdenlikler”, bütçeye göre alınan şekerler ile renklenecek. Ama yine en lezzetlisi, en kalitelisi; en pahalısı değil de kağıtlı şeker dediklerimiz olacak. Kağıtlı şekerler toprak damlı evin içinde yol gözleyen büyüklerimizin kınalı ellerinde tuttukları krom şekerdenlik içinden ikram edilirse daha da tatlı oluyor değil mi? Gözünüzde canlandı mı? Toprak damlı Çağlayancerit evlerinde bekleyen, yüklüklerin altında leğenlerde duran şerbetlenmiş kıvrımları, yazdan edilen elma kakından, kurutulmuş eriklerden hoşaf yapıldı ise daha da lezzetlenecek kömbeleri, ekşi ekşi suyu ile ocak üstünde burcu burcu kokan takalakları hazırlayan “ebe, cici, nene, en çok da ana” olan elleri kınalı, basma etek gömlekli, üstüne önü çengelli iğne ile tutturulmuş yeleğini giymiş, beyaz şeşli, bastonuna basa basa kapı gözleyenlerimiz. “Çağlayancerit ve Bayram” deyince en çok bu görüntüler canlanıyor gözümde. Öpülen kınalı eller, barışılan küslükler, kavuşulan ayrılıklar… “Çok bayramlar göresin!” duası çınlıyor kulaklarımda titrek ve muhabbetli. Ne güzel duadır değil mi? “Çok bayramlar gör.”
Sadece bu duayı almak için kapı kapı gezilir, küslükler bitsin diye gezilir. Abdurrahim Karakoç’un şiirinde; “Bayram af günüdür, barış günüdür/Bayramlar rahmete giriş günüdür/Bayram, Hak menzile varış günüdür.” diyor. Nasiplenelim inşallah da yine Karakoç’un aynı şiirinde;
“Ana, bu bayram mı? Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?” dediği gibi dememek için bayramlarımızı bayram gibi yaşayalım. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim. “ÇOK BAYRAMLAR GÖRELİM!” Bayramlarımız hep bayram olsun kıymetli okurlar.
TUĞBA KUMRU
Yorum Ekle
Yorumlar
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tuğba Kumru
BİR MEMLEKETİ SEVMEK- RAMAZAN VE BAYRAM
BİR MEMLEKETİ SEVMEK- “RAMAZAN VE BAYRAM”
“Bir Memleketi Sevmek” adlı yazı dizimize “Ağzımızdaki Sözcükler” yazı dizimiz ile biraz ara vermiş olsak da bizdeki memleket sevdası bitmeyeceği için kaldığımız yerden devam etmek için en güzel vesile olan “Ramazan ve Bayram”ı yaz dedi kalem. Kalemin ucuna neler geldi neler?
Kalemin ucuna ilk olarak; ilk orucu döğme pilavı ve patetes sulusu ile açma geleneği geldi. Bir rivayete göre o döğme pilavı kursakta durur ve orucun son gününe kadar tok tutarmış. İnsana açlık değdirmezmiş.
Sonra ramazanın son haftasına yaklaşıldığında her evde olan “kıvrım bağlama, takalak yuvalama, kömbe pişirme, dolma doldurma” telaşı geldi kalemin ucuna. İmece usulü yapılan ve bayram sofralarını şenlendirip damakları çatlatan o eşsiz lezzetlerin tadını ne veriyor diye hep düşünmüşümdür. Aynı ölçüde aynı tarifle bayram dışında yapıldığında o tat olmuyor. Babaların, çoğunlukla beyaz gömlek ve kumaş pantolonlarını giyip güzel kokularını sürünüp camilere bayram namazı için koşmasının ardından fırından alınan taze ekmekle üzerlerinde bayram namazının neşesinive muhabbetini taşıyarak takalaklı bayram sofrasına horantası ile oturması mı lezzetleniyor dersiniz. Ya da konu komşu ile muhabbet eşliğinde yapıldığı için mi lezzetleniyordur?
Bayram hangi mevsime gelirse gelsin insanın içinde çiçekler açtırarak bahar esintisi hissi veriyor değil mi? Bayramlarda diriliş neşvesi var baharlarda olduğu gibi. Bu sene bayramın bahara gelmesi çifte bayram havası estirecek. İçinde bayram çoskusunu yaşayan herkes evden eve, kapıdan kapıya muhabbet ve huzur taşıyacaklar. Çocuklar baharda açan meyve ağaçlarının çiçekleri gibi rengarenk süslenecek, sadece çocuklar değil büyük küçük herkes bahar dalları gibi cıvıl cıvıl olmak için evvelki yazılarımızda andığımız konfeksiyonların, kunduracıların yolunu tutacak. İlçemizdeki neredeyse tüm berberlerin ustası olan Berber Adem abi başta olmak üzere tüm berberler bayram tıraşı yoğunluğu ile nabzını tutacak ilçemizin. Terziler bayramlıkları onarma telaşı ile dolacak, Güçlü abi durakta en yoğun mesaisini yapacak.Dolmuşlar dolup taşacak, yollar bayram var diye kısalacak. Mezarlıklar da nasibini alacak bayram neşesinden. Kezban Hatun ve Arıoba camisinden Bayram Namazı’ndan dağılan huzurlu kalabalık ilçemizin tam orta yerinde her seferinde “Her canlı ölümü tadacak ve sonunda dönüp huzurumuza geleceksiniz.” ayetini hatırlatan mezarlığa akın edecekler. Mezardakiler sabahın nurlu saatlerinde akın eden bu kalabalıktan, ardı ardına gelen “Yasin, Fatiha, İhlas” surelerinden anlayacaklar bayramın geldiğini ve diyecekler “BUGÜN BAYRAM!”
Dükkânlardan alınan şekerler ile ilçemizin tabiri ile “şekerdenlikler”, bütçeye göre alınan şekerler ile renklenecek. Ama yine en lezzetlisi, en kalitelisi; en pahalısı değil de kağıtlı şeker dediklerimiz olacak. Kağıtlı şekerler toprak damlı evin içinde yol gözleyen büyüklerimizin kınalı ellerinde tuttukları krom şekerdenlik içinden ikram edilirse daha da tatlı oluyor değil mi? Gözünüzde canlandı mı? Toprak damlı Çağlayancerit evlerinde bekleyen, yüklüklerin altında leğenlerde duran şerbetlenmiş kıvrımları, yazdan edilen elma kakından, kurutulmuş eriklerden hoşaf yapıldı ise daha da lezzetlenecek kömbeleri, ekşi ekşi suyu ile ocak üstünde burcu burcu kokan takalakları hazırlayan “ebe, cici, nene, en çok da ana” olan elleri kınalı, basma etek gömlekli, üstüne önü çengelli iğne ile tutturulmuş yeleğini giymiş, beyaz şeşli, bastonuna basa basa kapı gözleyenlerimiz. “Çağlayancerit ve Bayram” deyince en çok bu görüntüler canlanıyor gözümde. Öpülen kınalı eller, barışılan küslükler, kavuşulan ayrılıklar… “Çok bayramlar göresin!” duası çınlıyor kulaklarımda titrek ve muhabbetli. Ne güzel duadır değil mi? “Çok bayramlar gör.”
Sadece bu duayı almak için kapı kapı gezilir, küslükler bitsin diye gezilir. Abdurrahim Karakoç’un şiirinde; “Bayram af günüdür, barış günüdür/Bayramlar rahmete giriş günüdür/Bayram, Hak menzile varış günüdür.” diyor. Nasiplenelim inşallah da yine Karakoç’un aynı şiirinde;
“Ana, bu bayram mı? Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?” dediği gibi dememek için bayramlarımızı bayram gibi yaşayalım. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim. “ÇOK BAYRAMLAR GÖRELİM!” Bayramlarımız hep bayram olsun kıymetli okurlar.
TUĞBA KUMRU